Gündem Postasi

Bebeğin Beslenmesi Ve Kilosu

Bebeğin Beslenmesi Ve Kilosu
07 Haziran 2018 - 15:02 'de eklendi ve 62 kez görüntülendi.

Eğer hastane size bir mama programı vermemişse siz bebeği beslemenin kimya gibi bir şey olduğunu sanabilirsiniz. Bilmem ne kadar gram sütü alıp, şu şekilde karıştıracak, bu şekilde kaynatacak, her 6 şişeye yüz gram koyup sabah altıda, onda, öğleden sonra ikide, akşam üstü altıda, gece onda ve gece saat ikide bebeğe vereceksiniz. Bu beslenme listesi sadece ayrıntılarla ilgilidir. Burada yiyeceğin bir insan için olduğu, onun ne kadar besin alacağı konusunda kesin hisleri olduğu ve ne zaman acıktığını bildiğini yazmayı unutmuşlardır. Evet mamayı dikkatle hazırlamak sorumluluğu size düşmektedir. Mama miktarları da doktor tarafından bebeğin ağırlığına ve hastanede istediği şeylere göre tertiplenmiştir.

Fakat vücudunun kaç kalori istediğini bilen bebeğin kendisidir. Yine ne kadarı hazmedebileceğini de bebek bilir. Eğer o kâfi mama alamıyorsa bunun için ağlaması ihtimali kuvvetlidir. Bu konuda bebeğe güvenin ve doktorla temasa geçin. Eğer biberonda onun istediğinden fazla mama kalmışsa bırakın bebek bunu istediği zaman yesin.

Bebeğin Beslenmesi ilk yılını şu şekilde düşünün: Bebek aç olduğu için uyanır. Karnının doyurulmasını istediği için de ağlar. O kadar isteklidir ki biberonun emziği ağzına girince o âdeta titrer. O biberonunu emerken bunun müthiş bir tecrübe olduğunu hissedersiniz. Belki bebek terlemeye başlar. Onun mamasını yarıda keserseniz belki hiddetle ağlamaya başlar. İstediği kadar süt alınca memnunluktan sersemler ve uyuyakalır. Hattâ o uyurken biie rüyasında bazan biberonu emdiğini görür gibidir. Ağzıyla emici hareketler yapar. Yüzü son derece huzurludur. Bütün bunlardan onun beslenmekten büyük zevk aldığı anlaşılır. O beslenme sayesinde hayat hakkındaki ilk fikirlerini edinir. Dünya hakkındaki ilk fikirlerini de kendisini besleyen kimseden edinir.

BEBEKLER BAŞLANGIÇTA KİLO KAYBEDERLER. Gürbüz bir Bebeğin Beslenmesi başlangıçtan itibaren mamayla besleniyorsa iyi içip sindirebildiği için verdiği kiloyu 2 ilâ 3 gün içinde geri alır. Küçük ya da vaktinden önce doğmuş br bebek, daha uzun süre kilo kaybeder ve bunu ağır ağır alır. Çünkü o başlangıçta daha az miktarda süt alabilir. Onun doğumdaki kilosuna gelebilmesi için aradan birkaç hafta geçmesi gerekir. Fakat bu gecikme bebeği engellemez. Daha sonraları verdiğini daha çabuk almaya başlar. Meme emen bebek, mama yiyen bebekten daha geç olarak doğumdaki kilosuna erişir. Çünkü annesi o 4-5 günlük olana kadar ona fazla süt veremez. Hattâ ondan sonra da süt ağır ağır gelebilir.

Bazı çiftler bu başlangıçtaki kilo kaybı yüzünden boş yere endişelenirler. Ağırlığın artacak yerde azalmasının anormal ve tehlikeli olduğunu düşünmekten kendilerini alamazlar. Ayrıca onlar bebeğin fazla kilo kaybederse susuz kaldığı için ateşleneceğini de duymuşlardır. Zaten bu sebeple hastanelerde annesinin sütü henüz gelmemiş olan bebeklere ilk birkaç gün su verilir. Fakat kuruma ateşi ihtimali çok azdır. Bu hemen bebeğe sıvılar vermekle önlenebilir.

Başlangıçta kilo kaybı bir anneyi boş yere üzmekle kalmaz, ayrıca meme vermenin faydasını anlayamadan çocuğu memeden kesmesine sebep olur. Bazı hastaneler anneyi üzmemek için ona bebeğin her günkü tartısını söylemezler. Fakat bu metot da her zaman faydalı olmaz. Telâşlı bir anne en kötü şeyleri düşünebilir. Onun için annenin kilo kaybının normal olduğunu anlaması ve bu işi doktora bırakması daha doğrudur.

PROGRAMLAR

Doktorunuz sizinle bebeğin beslenme programı hakkında; konuşacaktır. Bu bebeğin ağırlığına, açlığına, uyanmasına ve doktorun bebekle sizin için en uygun şeyleri düşünmesine göre hazırlanacaktır. Aşağıda ana fikirleri belirtiyoruz.

DÜZENLİ VE UYGUN BESLENMELER NELERDİR? Yüzyılımızın ilk yarısında bebekler çok keskin ve düzenli programlara göre beslenirlerdi. Yeni doğmuş üç buçuk kilo ağırlığında bir bebek tam sabah altıda, sabah onda, öğleden sonra ikide, altıda, gece onda ve gece ikide beslenirdi. Bebek ne zaman aç olursa olsun bu saatler ne geri ne ileri alınırdı. Doktorlar her yıl on binlerce bebeğin hastalanmasına sebep olan ciddi bağırsak enfeksiyonlara sadece mikroplu sütlerin değil (süt sağılırken dikkatsizlik, evde hazırlanırken hata veya yeteri kadar soğutmama) mamaya sütün uygun miktarda konmaması ve beslenmedeki düzensizliklerin sebep olduğu ileri sürülüyordu.

Her yerde düzenli hareket edilmesi söyleniyor ve uygulanıyordu. Mandıralarda, inek beslenen çiftliklerde ve evlerde bu düzene dikkat ediliyordu. Doktorlar ve hemşireler için intizamsız beslenme gerçekten bir sorun oldu, psikolojik bakımdan da bundan hoşlanmamaya başladılar. Bu yüzden intizamsızlığın bebekleri şımartacağını ileri sürdüler. Nizama düşkünlük yüzünden annelere bebeklerini beslenme zamanları hariç düşünmemeleri söylendi. Hattâ bazıları bebeğin öpülmesini bile uygun bulmuyorlardı.

Bu kesin düzenlilik bebeklerin çoğuna iyi geldi. Onlar bol meme emdikleri veya süt içtikleri zaman bu dört saat kadar sürüyordu. Çünkü küçük bir bebeğin sindirim sistemi böyle çalışmaktadır. Ayrıca bizler alışkanlıkları olan yaratıklarız. Hangi yaşta olursak olalım alışkanlıklarımız vardır. Eğer bizi daima aynı saatte doyururlarsa kısa bir süre içinde tam o zaman acıkmasını öğreniriz.

Fakat ilk bir iki ay içinde bazı bebekler intizama alışmakta güçlük çekerler. Onların midesi dört saatlik sütü tutmaz. Bazı bebekler, beslenirken uyuya kalır, bazıları huysuz olur, bazıları karın ağrısı çeker. Fakat doktorlar onlara program dışı süt verilmesini yasakladığı için anneler bebekleri kucaklarına bile olamıyorlardı. Bu anneler için çok güçtü sanırım. Onlar bebeğin ağlamasını dinleyip tırnaklarını ısırıyorlar, bebeklerini rahatlatmak istiyorlar, fakat buna izin olmadığı için bir şey yapamıyorlardı.

Bu sırada ishalli hastalıklar bütünüyle ortadan kalkar gibi oldu. Bunun en önemli faktörü sütün mandıralarda pastörize edilmesiydi. Mamayı yaparken dikkat ve daha iyi soğutma usullerinin de faydası oldu tabii.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER