Gündem Postasi

Kanser Nedir? Tedavisi Kansere Karşı İlaç

Kanser Nedir? Tedavisi Kansere Karşı İlaç
05 Haziran 2018 - 18:24 'de eklendi ve 53 kez görüntülendi.

Kanser Nedir

KANSER vücudun herhangi bir organının bir hücresinde başlıyan ve bu hücrenin hiçbir yasa tanımadan büyümesi, çoğalması ve ödevini yapamaması olayıdır. Bu çoğalma vücuda faydalı hiçbir faaliyette bulunmadığı gibi, aksine zararlı olmaktadır. Yanındaki dokuları harabetmekte, onların da görevlerini bozmaktadır.

Her ur kanser değildir. Meselâ yüzümüzdeki ben, bulunduğu yerin yasalarına aykırı, görevsiz ve hakiki ö-zelliğini kaybetmiş bir hücre topluluğudur. Kansere göre eksikliği, vücudun zararına ve diğer komşu dokuları harabedici bir özelliği olmamasıdır.

Buna göre urlar iki ana bölüme ayrılırlar. Birincisi kötü huylu yani kanser, İkincisi iyi huyludur, iyi huylu urlara misal olarak kadınlarda sıkça ve özellikle otuz yaşından sonra görülen uterus miyomunu alabiliriz. Bu ur, uterusa pek zarar vermeden büyür. Tabii kendi kitlesi ile uterusa ve komşu organlara bir basınç yapar. Bu basınca bağlı rahatsızlıklar hissedilir. Fakat bu uterustaki kanserin civara yaptığı tahripten çok farklıdır.

Kanserin civar dokulara yaptığı ha-rabiyetten gayri bir mühim özelliği de, esas urdan (tümörden) kopan kötü huylu yani kanser hücrelerinin kan yolu ile başka organlara gitmesi ve orada yerleşerek metastaz dediğimiz yem kanser kitlelerini meydana getirmesidir. Bu kitlelerin zararı esas kanser kitlesinden hiç de aşağı değildir.

KANSERİN AMELİYATLA TEDAVİSİ

Eğer kanser kitlesi ameliyatla tamamen yerinden çıkarılabilirse iyi bir sonuç alınabilir.

Henüz ur ufakken çıkarılsa, etrafa metastazlar da yayılmadığı için ameliyat iyi netice verir.

Pratikte kanseri, metastazlar yapmadan yakalamak hemen hemen im-
kânsızdır. Bunun için kanser ameliyatlarında, metastazların ilk olarak gideceği lenfatik sistem ganglionlarını (bezeleri) da beraber çıkarmak icabeder. Vücuda giren mikropları yakalamakla görevli olan lenf sistemi bu kanser hücrelerini de biraz olsun tutar. Bu esnada çıkarılmaları lâzımdır.

Civar dokulara kanser atlamışsa onların da sağlam yerlerine kadar kesilip çıkarılmaları, yani içerde bir tek kanser hücresi dahi bırakmamak prensip olmalıdır.

Eğer geç müdahale ediliyorsa hastalık çoktan uzaklara kadar yayılmışsa, ameliyatın manası yoktur.

Kanser hücreleri Röntgen veya Radyum ışınları ile öldürülebilirler. Bu tarz tedavi, urun cinsi ve tabiatı iti-barile çıkarılamıyacağı hallerde kullanılır. Bunun da güçlükleri vardır. Işınlar kanser hücresini öldürürken sağlam hücreleri de öldürürler. Mesele, sağlam hücreleri korumaktır. Bu sebeple ciltte veya cilde yakın kanserlerin tedavisi kolay olduğu halde, derindekiler zordur. Tabii bu zorlukları yenecek birçok teknik geliştirilmiştir.

KANSERE KARŞI İLAÇ

Kansere karşı hormonlar eskidenberi kullanılmaktadır. Erkeklerdeki prostat kanseri ile kadınlardaki meme kanseri, karşı cinse ait cinsiyet hormonları verilerek bir bakıma kontrol altına alınabilmektedir.

Kansere karşı kullanılan diğer grup ilaçlar, değişik kimyasal terkiplerdedir. Bunların da bazı seçkin vakalarda dikkate değer faydaları görülebilmektedir. Hiç olmazsa hasta geride kalan ömrünü büyük ızdıraplara katlanmak zorunluğundan uzak rahat bir şekilde geçirmektedir. Sitostatik (hücre öldürücü) ilâçlar denilen bu gurup, ameliyatlardan evvel veya sonra kullanılmakta iyi bir gelecek vadetmektedir.

DÖRT ÖNEMLİ SORU

Meslek dışı insanlara çok kere eksik veya yanlış olarak nakledilen birçok tıbbi problem vardır. Bunların kanseri ilgilendiren ve yanlış bilgilere dayandığı için birçok insana keder mevzuu olan şu dört noktayı unutmamalıyız:

(1) Kanser ailevi değildir. Yakınları Kanserden ölen insanların korkması için tıbbi bir kesinlik yoktur.

(2) Kanser bulaşıcı değildir, insandan insana geçmez.

(3) Kanser tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Bugün için parlak sonuçlar veren tedavi şekilleri vardır.

(4) Kanserin geçen elli veya yüz yıla kıyasla daha tehlikeli veya daha öldürücü bir hale geldiği kanısı fazla abartılmıştır. Bugün artmış gibi görünüyorsa bu, insanların geçen yüzyıllara kıyasla daha uzun ömüre sahip olmasındandır, insanın ömrü uzadıkça kansere yakalanma şansı da artmaktadır. İçinde yaşadığımız yıllar kanserin daha öldürücü değil, asırlardan beri en çok yenilgiye uğradığı yıllardır.

KANSERE KARŞI NE YAPILABİLİR?

HEKİMLERİN kanserli bir hasta karşısında kaldıkları en zor durum, hastalığın geleceği ve hayat süresi hakkında hastanın ve yakınlarının sorunlarını karşılayabilmektir. Tabii ilk iş ne yanlış bir iyimserlikle hastaya ümit vermek, ne de faydasız bir karamsarlıkla hastanın bütün yaşama gücünü yitirmesine neden olmaktan çekinmektir. Doktor bilir ki birbirine benzeyen hasta yoktur. Eski bir deyişle “hastalık yoktur, hasta vardır”. Her insan aynı cins hastalığa ayrı ayrı reaksiyon verir. Hastalık tek de olsa her insanda başka başka belirtiler verecektir.

Doktorun hastalığın geleceği hak-kındaki sözleri de, her hasta tarafından başka başka değerlendirilecek ve değişik reaksiyonlar uyandıracaktır. Pratikte sonucu değiştirecek bir eylem yaratmıyacak olduktan sonra hastayı ve ailesini manen yıkmakta ne fayda vardır? Teşhis söylenmiyecek midir, söylenecektir ama, bunun zamanı ve tarzı, hekimin sanatının inceliğine bağlı kalacaktır.

KANSER YAPICI MADDELER

KANSERİN diğer hastalıklar gibi “elle tutulur” bir mikrobu olmadığını söyledik. Fakat geniş araştırmalar ve istatistikler göstermiştirki bazı maddelerin kanser yapıcı özellikleri vardır.

Bunlardan birincisi katrandır. Katran ve ona benzer maddelerle hayvanlarda deneysel olarak kanser vücuda getirilebilmiştir. İnsan üzerinde böyle bir etki görülememiştir.

Anilin boyaları ile çalışan fabrikalarda idrar kesesi kanseri, Radium ışınlarının akciğer kanseri, Röntgen ışınlarının yine kansere sebebiyet verdiği tespit edilmiştir.

Yine bu arada sünnetli insanlarda penis kanserinin çok nadir olduğunu zikretmeliyiz. Müslümanlarda ve Yahu-dilerde penis kanseri Hıristiyanlara o-ranla çok azdır. Bu tür kanserin, Sünnet olmamış insanlarda, peniste kıvrıntılar içinde toplanan salgı maddelerinin tesiri ile meydana geldiği sanılmaktadır.

Güneş ışınları da kansere sebep olarak gösterilmiştir. Güneşin yakıcılığı bilhassa tropik bölgelerde ve dağlarda artar. Bazı istatistikler devamlı güneşe maruz kalan yerlerde bilhassa dudaklarda kanserin bulunuşuna dikkati çekmektedir. Fakat bunu, insanlar için hayat kaynağı olan güneşten kaçacak değerde almamalıdır.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER