Gündem Postasi

Transistör Nedir Nasıl Çalışır?

Transistör Nedir Nasıl Çalışır?
04 Haziran 2018 - 14:03 'de eklendi ve 142 kez görüntülendi.

Yalnız XX. yüzyılın değil tüm bilim tarihinin en önemli buluşlarından biri olan transistor 1947′de Bell Laboratuarlarında gerçekleştirildikten sonra 1948′de insanlık yararına sunuluyor. Racıdyo, TV alıcısı gibi araçların elde taşınacak kadar, işitme araçlarının kulak arkasına yerleştirilebilecek kadar, bilgisayarların da evlerimizde kullanılabilecek kadar küçültülmesi ve daha sayısız kolaylıklar, transistor dediğimiz küçük bir aygıtın bulunmasıyla başarıldı. ABD’li üç mühendis New Jersey’dekı Bell Telefon Laboratuvarlarında ortaya çıkardıkları bu yeniliği 1948′de dünyaya duyurdular. William Shockley, (d. 1910) John Bardeen (d. 1908) ve Walter Brattain (d. 1902) bu başarılarıyla 1956 Nobel Fizik Ödülünü alacaklardı. Bardeen ve Brattain, radyo ve telefon sinyallerinin gönderilmesi, alınması ve yükseltilmesinde kullanılan termiyon tüpünün yerine geçebilecek bir aygıt geliştirme çabası içindeydiler. Bu tüpler çok dayanıksız olduklap gibi pahalıydılar da. Isınmaları uzun bir zaman alıyor ve fazla elektrik enerjisi harcıyorlardı. Bu sakıncalardan kurtulmak için, metallerle yalıtkanlar arasındaki elektrik iletiminde ara madde olarak kullanılan yarı iletkenlerin özellikleri incelenmeye başlandı. Yarıiletkenler elektronikle ilgili çalışmalarda çok eskiden beri yararlanılan maddelerdi. XX. yüzyılın ilk on beş yılı içinde Lee De Forest ve H. D. Arnold elektronik ve havasız tüp sinyal yükselticilerini gerçekleştirmişlerdi. Havası alınmış tüpler, bundan sonraki 30 yıl içinde kıtalararası telefon bağlantısının, radyo yayınlarının, radarın ve giderek televizyonun geliştirilebilmesini sağlıyordu. Yarıiletkenlerin önemi II. Dünya Savaşı sırasında, kristal yapılı dedektörlerin radar mikrodalgalarının tesbitinde havasız tüplerden çok daha duyarlı olduğunun anlaşılmasıyla daha da arttı. Üzerinde 40 yıla yakın süredir çalışıldığı halde, yarıiletkenlerin güçlendirici olarak nasıl kullanılabilecekleri hala anlaşılamamıştı, işte bu arada Walter Schottky’run yarı iletken doğrultmaç ile ilgili Kuramı bir dönüm noktası oldu. Schottky’nin kuramında eksik kalan bazı noktalar da 1947′de Bardeen tarafından yüzey enerjisi kuramıyla açıklığa kavuşturuldu ve bunun hemen ardından, Bareen, Brattain ve Shockley ilk transistor yükselticiyi geliştirdiler. İlk transistörlerden yeterli verimi almak başlangıçta oldukça güçtü ve pek çok kimse bu kadar küçük bir aygıtın termiyon tüplerinin yerini alabileceğine ihtimal vermiyordu. Ancak bu üçlü ekip, sonraki dört yıl içinde büyük bir gelişmeler zinciri gerçekleştirecek ve daha sonra, 1957′de yılda 30 milyon transistörlük bir üretim düzeyine ulaşılacaktı. Transistörün bulunuşu elektronik alanında pek çok yeni uygulamanın başlangıcı oldu. Önceleri transistor yapımında kullanılan germanyum metalinin yerini, yüksek ısılarda dahi niteliğini ve çalışabilirlik güvenliğini koruyan kristal silikon alıyordu. Sinyalleri güçlendirici olarak kullanıldığı gibi akımın geçmesini ya da kesilmesini sağlayan bir ayar düğmesi de olabilen transistor, bu özelliğiyle saniyenin milyonda birinden daha kısa sürelerle akımın geçmesini ve kesilmesini düzenleyerek, günümüz bilgisayarlarının vazgeçilmez bir parçası olacaktı. Cepte taşınabilecek boyutlardaki hesap makinelerinin, dijital saatlerin yapımını olanaklı kılan bu aygıt olmasaydı uydu haberleşmesi, uzay araçları hele Ay’da bir insan düşünülemezdi bile. XX. yüzyılın ortalarında elde edilen bu başarı, elektronik alanda açtığı çığırın en yararlı sonuçlarını sosyal alanda vermeye başladı. Elektronik araçların maliyetleri önemli ölçüde azaldı ve çok daha geniş kitlelerin yararlanmasına sunulabildi. Küçük transistörlü radyolar, dünyanın en uzak köşelerindeki insanlara ulaşılabilmesini, hepsinden önemlisi onların eğitilebilmelerini olanakiı kıldı; eğitim görmek için okuma yazma bilmenin zorunluluğu bir anlamda ortadan kalkıyordu. Transistörün en ilginç yararlarından biri de ağır işitenlere yöneliktir. Eskiden, sesi daha geniş bir alandan toplayarak zara ulaşmasını sağlayan kulak borularının yerini termiyon tüplerinin geliştirilmesiyle elektronik kulaklıklar almıştı. Transistörün bulunuşuyla kulağın hemen arkasında taşınabilen hatta bir gözlük sapına yerleştirilebilen mini kulaklıklar yapılarak işitme sorunlarının çözümü büyük ölçüde kolaylaştı.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER